yaşamak bir ağaç gibi

25/1/2007 - İNTERNETİN HÖNK HALİ

 

İNTERNETİN “HÖNK” HALİ

 

            Benim isimsiz, adressiz msn sapıklarım var, hem de birden çok.. Alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum, bu yüzdendir adresimi değişmediğim.. İlginç diyaloglarımız oluyor bu şahıslarla ve genelde benden genç olurlar.. Şimdiki çocuklar cin gibi derler ya, doğrudur..

            Bazen ekleniyorum, kimileri arkadaşlarım oluyor, kimileri tanımadıklarım.. Sildiğim çok olmuştur bunları, arada bir boşta bulunup,yada akıllı başlı biri zannedip eklerim..

            “Burcun ne diye sorar” İnanmadığım bir konu hakkında konuşmayı sevmem, yanıt vermiyorum.. “Doğum günün lütfen.. Gün / Ay / Yıl”.. Emriniz olur efendim.. Takmış kafaya, illaki burcumu öğrenecek.. Kovayım ben kovaaaaa.. Başlar bir yükselen burç, hava, ateş, su muhabbeti ve genelde aşk görünürmüş.. Ya ben acayip sıkışığım bu aralar, araba yenilecek, ev kredi taksitlerim var, hiç para görülmüyor mu? Ihhhhh yok.. İllaki aşk.. Aşka ihtiyacım yok be güzelim, bulmuşum bulacağımı ben..

Yazı yok, bir üzgün surat simleyi çıkıyor..

-         Güzel kardeşim adresimi nereden aldın?

-         *** sitesinden aldım..

-         İyi, zaten ben o siteye adresimi gelip geçenler alsınlar diye yazmışım,

 sebil gibi, sevabıma yani..İzne falan hiççç gerek yok, çekinmeden

ekleyebilirsiniz, mail falan yazıp izin isteme zahmetinde bulunmayın

lütfen..

Bir simley şakkk diye bir tokat yapıştırır bir diğer simleye, bu arada tokatı yiyen ben oluyorum ense köküme.. Amma da ağır eli varmış zillinin.. İster istemez elim ense köküme gidiyor..

***

-         Merhaba, ben ***

-         Merhaba abla ben ****

-         Ablamı?

-         Hı hı..

-         Yaşın kaç senin?

-         13 yaşımdayım abla..

-         O yazıları sen mi yazıyorsun peki?

-         Hı hı..

-         Hadi oradan, sen yazamazsın yalancı..

Bir utangaç simleyi yolluyorum, ardından ağlayan bir simley.. Aslında yazan  babammış ben onun yazılarını koyuyormuşum sitelere, babamın adresini de kullanıyormuşum, kameramızda arızalıymış.. Ve amcama yolluyorum gelen arkadaşı, o amcam oluyor ya  / Yaşasın kötülüğüm / O iyi pirinç taşı ayıklar...

***

Bir başkası musallat olur, kıramam da, konuşturmaya çalışırım sabırlar çekerek, anlatmaya çalışırım buradaki hayal kırıklıklarının reelden farklı olmadığını ve buranın kaypak bir zemin olduğunu.. Kimileri anlar, kimileri inadım inat der.. Nuh onlara göre asla peygamber değildir..

-         Solcumusunuz?

-         Evet

-         Okuduğum kadarıyla Kürtsünüz

-         Evet

-         Ben solcuları sevmem, Kürtleri de sevmem

-         Ne güzel işte.. Memnuniyetsizliğinizi belirtmek için mi eklediniz beni?

-         Hayır, güzel yazıyorsunuz, bu yüzden..

-         Bütün solcular güzel yazar, eğer okuma sevginiz varsa farkına varmış

olmalısınız..

-         Orası öyle de..

-         De si falan yok, düpedüz öyle..

Lafı değişiyor burada..

-         Biliyor musun ben intihar edeceğim..

-         Yaşın kaç senin?

-         26

-         Çocukta değilsin, neden bu karamsarlık, ölmek tutkusu?

-         İşte..

-         Bunu aklından çıkar  

-         Yok hayat beni sevmedi

-         Sen hayatı ne kadar seviyorsun?

-         ....... / Susuyor burada..

Hikayeler anlatıyor, korkuyla karışık şaşırıyorum.. O saatlerde h.m. nöbetçi arkadaşım her zaman, acil servis gibi.. Yazılanları ona kopyalıyorum, tepkisi şu oluyor.. “Senide hep deliler buluyor” Haklı galiba, deli deliyi bulur... Karar veriyorum onun adresini vereceğim delilere artık...

***

-         merhaba

-         merhaba arkadaş...

-         nasılsın?

-         İyi, sağ ol, teşekkürler... Sen nasılsın?

Adresinin olmadığını fark ediyorum bu arada, bir hayaletle konuşuyorum... Kimliği hakkındaki tüm sorularım karanlık bir mağaraya asılı yarasa gibi korkutucu olmalı ki yanıt alamıyorum...

-         Sevgilin var mı?

-         Evet

-         Kaç yaşındasın?

-         Ne yapacaksın?

-          ( bir üzgün surat )

-         Ya kardeş ben evli barklı adamım, iki çocuğum var ve yazdıklarını

eşim okuyor bu anda...

-         ( ağlayan bir simley)

-         Lütfen silermisin beni?

-         Sen sil!!!

-         Adresi bilsem de silsem...

-         Kocaman adamsın, çocuklarında var... Ne ararsın internette?

Utanmak yok mu sende hiç?

Yavuz hırsız bu olmalı...

***

Bir başkası ekliyor, kabul ediyorum.

-          Merhaba

-          Merhaba, nasılsınız?

-          İyiyim teşekkürler, adresimi nereden aldınız?

-          Bir arkadaştan

            Arkadaş... Pazarlanıyormuşuz galiba

-         Kim o arkadaş?

-         Boş ver. Yaş, okul, iş?

-         Hede hödö... HÖNK hemi de...

 

                                                                                       benaveris

 

 

14 YorumBağlantı

18/1/2007 - Merhabalar

 

Merhabalar.

            Hayata dair anlattıklarınızı dinleyeceğim ve hayata dair şeyler anlatmaya çalışacağım.

            Saygılarımla.

 

            Lüzum üzerine ; Benaveris, etnik bir dilde menengiç ağacı anlamındadır. Menengiç ağacı kendisini bozmadan koruyabilen, sıcağa,soğuğa,kuraklığa karşı direnebilen bir ağaçtır.Son yıllarda insan onu da bozmaya başladı. Yeniden büyütmek yerine, her zamanki kolaylığı seçerek başta antep fıstığı olmak üzere bazı odunsu bitkiler aşılamaya başladı. Menengiç bunada uyum gösterdi, doğanın barışçıllığıyla. Aslında bir çelişkidir kabulcülük........ 

             Ama........

                                                                                   benaveris

 

4 YorumBağlantı

__ __

Hakkımda

hayattan bir şeyler

Son Yazılar

İNTERNETİN HÖNK HALİ
Merhabalar

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

  • edebiyat
  • Arkadaşlarım

    nuwal
    bethesna62
    ehlikeyifbahce
    kamuranesen
    BerfaCudi
    hazanmevsimi
    sunlight
    savra
    manisaemek
    nanick
    sedencik
    laleninbahcesi
    MelekZeyno
    sekizincirenk
    oya
    pnardnmz
    belginguven
    mutlu31
    PETUNYA

    _